tamale

Bugün Tamale’deki son günümüz. Sahurumuzu hazır makarna ile yaptık. Fatih sağolsun 6,5 liralık su ısıtıcımızın içinde bize makarna hazırladı, karnımızı doyurdu. :))

Sabah erkenden Tamale sokaklarında gezmeye çıktık. Burası Gana’da en sevdiğimiz şehir. Hem temiz, hem de sanki memleketimizden bir parça gibi. %95i Müslüman olan Tamale bize ayrı bir huzur verdi. Sağda solda bir sürü satıcı var sokaklarda. Aklınıza gelebilecek hemen her şeyi Tamale sokaklarından bulabilirsiniz. Kısa bir gezintinin ardından Abdurrahman ile Esra Vakfı’na doğru yola koyulduk hep beraber. Yol üzerinde Harun Ceylan ağabey bir telefoncuda durdu. iPhone 6s ve 5s için Gana piyasasını soruşturduk. Türkiye’ye göre 700TL civarı daha ucuz burada. :))

gana-40

Esra Vakfı’nın oradaki Fatıma Feride Akademi’deki halaka hocalarına erzak dağıtımı gerçekleştirdik. Burada Kuran Kursu eğitimlerine Halaka Eğitimi deniliyor. Sonrasında kreşteki çocukları sevelim dedik. Tam da öğle uykusu için hepsi sınıfın ortasına uzanmış yatıyorlardı. İçeri girdiğimizde birkaç tanesi ağlamaya başladılar. Çoğunluğu sessiz sakin neşeli bir halde yatıyorlardı, ağlayanları ise uyumak istemedikleri için ağlıyorlar zannettik. Meğersem bizi gördüklerine ağlıyorlarmış. :)) Şeker dağıtıp gönüllerini aldık. Bir de ilginç olarak çocukların çantaları sınıfların önünde askılara asılmış hâldeydi. Rengarenk bir sürü çanta bir arada çok hoş bir görüntü oluşturuyordu. Bu çantalar Deniz Feneri Derneği tarafından hediye edilmiş.

gana-39

Erzak dağıtımının ardından Tamale’nin manevi büyüklerinden Şeyh İlyas hocayı ziyaret ettik. Kendisi odasında bizleri misafir etti. İçeri girerken çok hoş bir koku karşıladı bizleri. Oturduk, tanıştık. Kendisini anlattı bizlere. Ticane Tarikatı’na mensup, Senegal’de icazet almış çok mübarek bir insan Şeyh İlyas Hoca. İngilizce, Fransızca ve Arapça dillerini öğrenmiş, eğitim için Libya’ya kadar gitmiş. Burada da köyleri dolaşıp tebliğ faaliyetlerinde bulunuyor, insanlara İslam’ı anlatıyor. Bizim geldiğimize çok sevindi kendileri, çokça dua ettiler. Türkiye’den kalkıp buralara kadar gelmemizi, özellikle Harun Ceylan ağabeyin mesleği olan öğretmenliği peygamberimizin mesleği diyerek takdir etti. İnşallah en kısa zamanda Türkiye’ye gelmeyi çok istiyor.

gana-38

Şeyhin yanından ayrıldıktan sonra Tamale sokaklarında ‘Green Green’imizle birazcık turladık. Burada motorsikletin yolcu taşımak için özelleştirilmiş bir versiyonu olan ve halk tarafından ‘Yellow Yellow’ olarak adlandırılan bir taşıt var. Biz yeşil olanına bindik ve adını Green Green koyduk. 🙂 Tamale sokaklarında dolaşıp motorsiklet bakmaya koyulduk.

gana-37

Tamale’de Züleyha Hanım isminde bir hanım varmış halaka hocalarından. Züleyha Hanım iki köy arasında her gün 100 öğrenciye Kuran dersi vermeye gidiyormuş. Ancak aradaki mesafe yürünemeyecek kadar uzun, üstelik Afrika şartlarında oldukça zorlu bir mesafeymiş. Züleyha Hanım genelde otostop çekerek bu yolu aşmaya çalışıyormuş. Bunu gören Harun Ceylan ağabey bir süredir Züleyha Hanım’a bir motorsiklet alsak diye niyet ediyormuş. Tamale’de çok fazla motorsiklet süren kadın var. Biz de güçlerimizi birleştirerek 1400GHc, yani 1000TL civarı bir paraya motorsiklet aldık ve Züleyha Hanım’a teslim ettik. Çok sevindi, bizlere dua etti. Onun sevincini görmek ise bizlere yetti. İnşallah bundan sonra Kuran öğretmek için köylere bu motorsiklet ile gidecek. Bunu düşünmesi bile bizlere huzur veriyor…

gana-35

Züleyha Hanım’a motorsikletini teslim ettikten sonra Tamale ile vedalaşıp havaalanına doğru yola çıktık. Green Green’imizle yarım saat sonra havalimanına varmıştık. Sorunsuz bir şekilde uçağa yerleşip Akra’ya doğru uçuşa geçtik. Africa World Airlines ile 2+1 koltuklu ufak bir uçakla 1 saatte merkeze tekrar dönmüş olduk. Tam da iftar vakti Akra Millet Camii’ne geldik. Camimizi tekrardan görmek, Osmanlı ecdadımızın bir yansımasını buralarda hissetmek bambaşka bir duygu…

gana-36

Bu gece çay eşliğinde hatıralarımızı anlatıp durduk buradaki abilerimize. Kumasi’de ve Tamale’de gördüklerimizi, neler hissettiklerimizi paylaştık. Genel olarak herkes Kumasi’den pek haz etmezken, Tamale’yi çok seviyor burada. Tamale’yi sevmeyen yok. Herhalde oranın İslam olmasından, manevi havasından olsa gerek diye düşünüyoruz.

Bu arada Gana’da Torku’nun gofretinden bulduk, afiyetle yedik. :))

Gana’daki sekizinci günümüz de işte böyle Tamale’de başlayıp Akra’da nihayete erdi…

gana-41

gana-42

Read more

Bugün sahurumuz diğer günlere nazaran biraz daha zorluydu. Türkiye’den getirdiğimiz gıdalar olmasa sadece su ile sahur yapacaktık. İyi ki yanımıza hazır çorba, peynir ve konserve almışız diye şükrettik. Zira bugün Tamela’nın köylerini ziyaret edeceğiz.

Sabah saat 09:00da yola koyulduk. Bize eşlik eden Gana’lı arkadaşlara göre yakın bir köye gittik. Ancak git git bitmiyor burada yollar. İlk olarak Mogla köyünü ziyaret ettik. Köydeki müslümanlara erzak dağıtımı gerçekleştirdik. Çocuklara GENÇ balonları şişirip hediye ettik. Nasıl sevindiler anlatamam, zaten anlatılmaz yaşanır. 🙂

gana-29

Daha sonra Tamale’nin bir diğer ucundaki köye tozlu toprak yollardan geçerek, çukurlara girip çıkarak ulaştık. Yol boyunca her yerde keçi vardı. Harun Ceylan ağabey tam ‘burada sıcağa dayanıklı olduğundan hep keçi besliyorlar herhalde, koyun çok yok’ dediği sırada karşımıza koyun sürüsü çıktı. :))

gana-30

Lemo köyünde de Müslüman kardeşlerimize erzak dağıttık, dağıttığımız erzak ise pirinç, yağ, çay, şeker, süt ve konserve balıktan ibaret. Bu köyde çok fazla çocuk vardı. Fatih şeker dağıtmaya çalışırken izdiham yaşandı. Şekerle, balonlar kapış kapış gitti resmen. 🙂 Erzak dağıtımının ardından köylülere hitaben Harun Ceylan ağabey kısa bir konuşma yaptı. Neden burada olduğumuzu, niye ülkemizden kalkıp buralara kadar geldiğimizi, kardeş olduğumuzu anlattı. Daha sonra çocuklardan Fatiha Suresi’ni dinledik.

Lemo köyünden ayrılacakken etrafın genel bir fotoğrafını çekeyim dedim. Bir de baktım ki keçinin biri bize doğru hareketsiz bakıyor. Hemen Ganalı Abdurrahman’a sordum “bu niye bize bakıyor” diye. Abdurrahman espriden iyi anlayan bir Ganian, “ilk kez sizin gibi beyaz görüyor o yüzden çok şaşkın” diye cevap verdi. :))

Daha sonra Esra Vakfı’nın merkezine, Tamale’ye döndük. Burada aracımıza yeni erzak poşetleri yüklendi. O sırada vakfın hemen yanında bulunan okulu ziyaret ettik. Minicik öğrenciler tam yemek molası vermişlerdi, yemek yiyişleri, gözlerindeki pırıltılar, fotoğraf çektirmek için girdikleri yarışlar o kadar güzeldi ki… Ne yapacağımı şaşırdım. 🙂

gana-32

Yeni erzak paketleriyle birlikte bir başka köye doğru yola çıktık. Tam 100KM mesafede bulunan Kul’kpini köyüne 2 saatte vardık. Çünkü yollar çok bozuk. Giderken bir yerde polisler tarafından durdurulduk ve bagajlarımızı kontrol ettiler. Erzak paketleri olduğunu görünce paketlerden birini sadaka vermemizi istediler. Paketi alınca da “Allah bless you” diyerek büyük bir sevinçle bizi gönderdiler.

Gittiğimiz köydeki Müslümanlar bizi camide bekliyordu. Oradaki cami henüz daha yeni yapılmıştı ve 6.000 dolara mâl olmuştu. Bir nevi camiyi de görmek için gitmiştik. İkindi namazını orada halkla beraber kıldık. Biraz sohbet etti Harun Ceylan ağabey. Oradaki gençlerden de sorusu olanlar var mı diye sordu. Bir tane soru geldi sadece: Bu köydeki gençlerden bazıları sonradan Müslüman olmuşlar. Dolayısıyla sünnetli değiller. Bu şekilde namaz kılıp kılamayacaklarını merak etmişler. Bu durumu çözebilmek adına sünnet imkanı olup olmadığını sorduk. Yakınlardaki bir doktor sünnet yapıyormuş. İnşallah Harun Ceylan ağabey imkan bulabilirse bu problemi çözmeye çalışacak.

gana-31

Erzakları dağıttıktan sonra tekrar Tamale’ye doğru yola çıktık. Dönüşte polislerin olduğu noktadan geçerken bizi hiç durdurmadan el sallayarak uğurladılar. :))

Tamale’ye geldikten sonra yanımıza su alıp tekrar yola çıktık. Daha yakın bir köyde iftar organizasyonu vardı. İftar vakti o köye yetiştik, halk caminin hemen yanında oturmuş oruç açmaya hazırlanıyordu. Biz de su ve muz ile orucumuzu orada açtık. Ayrıca yerel bir bitkisel içecek olan bitkisel karışımdan tattık fakat pek bize göre değildi.

gana-33

Nihayetinde tekrar Esra Vakfı’nın merkezine döndük. Biraz meyve yedikten sonra dinlenmek üzere Ganalı arkadaşlarımızdan ayrıldık. Yaklaşık 10 saatimiz yollarda geçmişti, toz toprak içinde inanılmaz yorulduk. Güneşten kollarımız kavruldu fakat inanın gittiğimiz köylerdeki insanların yüzlerinde bir tebessüme vesile olmak, her şeye değer…

Read more

Bu sabah Tamale’ye doğru yolculuğa çıktık. Akra’dan buraya VIP otobüsleriyle gelişimiz iyiydi fakat aynı şeyi Tamale yolculuğu için söylemek mümkün değil. Otobüs hiçbir şekilde temizlenmeyen, yanlardaki camları açılabilen, klimayı geçtik havalandırması bile olmayan, nasıl çalıştığına hayret ettiğimiz bir külüstürdü. :))

6 saati geçen yolculuğumuz boyunca iki büklüm bir halde Afrika güneşinin altında tabiri caizse kavrulduk. Üstüne bir de ne olduğunu bir türlü çözemediğimiz acayip Gana filmlerini son ses dinlemek durumunda kaldık. Bu yorucu yolculuk boyunca gördüğümüz tek şey ise alabildiğine yeşillikti. Gana baştan sona yemyeşil ve dümdüz bir ülke. Bir de ağaç boyundaki karınca yuvaları dikkatimizi çekti. O kadar sağlam yapıyorlarmış ki adeta kaya gibiymiş karınca yuvaları.

gana-27

Saat 09:00’da başlayan yolculuğumuz 15:00 civarı Tamale’de son buldu. Tamale Akra ve Kumasi’ye nazaran daha küçük bir şehir. Nüfusun %90’ı Müslüman. Burada bizi Nezir ve Abdurrahman ismindeki abiler karşıladılar. Biraz dinlendikten sonra tekrar yola çıktık. İftar organizasyonuna katılmak üzere elektriği olmayan Zoogbanglanyılı köyüne gittik. Oraya varmamızla birlikte sofralar hazırlandı, ikramlar yerleştirildi. Bütün köylüler toplanmış bekliyorlardı. İftar saatinin gelmesiyle birlikte baktık kimse bir şey yemiyor, meğer bizim dua etmemizi bekliyorlarmış. Harun Ceylan ağabeyin duasıyla birlikte tüm köy iftarlarını yaptılar.

gana-26

İftarın ardından tekrar Tamale’ye geldik. Abdurrahman ağabey bize karpuz ikram etti. Her ne kadar Adana karpuzunun yeri başka olsa da Gana’nın karpuzları da çok lezzetli. 🙂

Daha sonra vedalaşıp ayrıldık ve sabah tekrar yola çıkmak üzere sözleştik. Birkaç köyü ziyaret edeceğiz, bu sebeple dinlenmeye ihtiyacımız var. Günümüzün yarısını yollarda geçirerek altıncı günümüzü de böylece tamamlamış olduk.

Read more