kumasi

Bugün sahurumuz diğer günlere nazaran biraz daha zorluydu. Türkiye’den getirdiğimiz gıdalar olmasa sadece su ile sahur yapacaktık. İyi ki yanımıza hazır çorba, peynir ve konserve almışız diye şükrettik. Zira bugün Tamela’nın köylerini ziyaret edeceğiz.

Sabah saat 09:00da yola koyulduk. Bize eşlik eden Gana’lı arkadaşlara göre yakın bir köye gittik. Ancak git git bitmiyor burada yollar. İlk olarak Mogla köyünü ziyaret ettik. Köydeki müslümanlara erzak dağıtımı gerçekleştirdik. Çocuklara GENÇ balonları şişirip hediye ettik. Nasıl sevindiler anlatamam, zaten anlatılmaz yaşanır. 🙂

gana-29

Daha sonra Tamale’nin bir diğer ucundaki köye tozlu toprak yollardan geçerek, çukurlara girip çıkarak ulaştık. Yol boyunca her yerde keçi vardı. Harun Ceylan ağabey tam ‘burada sıcağa dayanıklı olduğundan hep keçi besliyorlar herhalde, koyun çok yok’ dediği sırada karşımıza koyun sürüsü çıktı. :))

gana-30

Lemo köyünde de Müslüman kardeşlerimize erzak dağıttık, dağıttığımız erzak ise pirinç, yağ, çay, şeker, süt ve konserve balıktan ibaret. Bu köyde çok fazla çocuk vardı. Fatih Çal şeker dağıtmaya çalışırken izdiham yaşandı. Şekerle, balonlar kapış kapış gitti resmen. 🙂 Erzak dağıtımının ardından köylülere hitaben Harun Ceylan ağabey kısa bir konuşma yaptı. Neden burada olduğumuzu, niye ülkemizden kalkıp buralara kadar geldiğimizi, kardeş olduğumuzu anlattı. Daha sonra çocuklardan Fatiha Suresi’ni dinledik.

Lemo köyünden ayrılacakken etrafın genel bir fotoğrafını çekeyim dedim. Bir de baktım ki keçinin biri bize doğru hareketsiz bakıyor. Hemen Ganalı Abdurrahman’a sordum “bu niye bize bakıyor” diye. Abdurrahman espriden iyi anlayan bir Ganian, “ilk kez sizin gibi beyaz görüyor o yüzden çok şaşkın” diye cevap verdi. :))

Daha sonra Esra Vakfı’nın merkezine, Tamale’ye döndük. Burada aracımıza yeni erzak poşetleri yüklendi. O sırada vakfın hemen yanında bulunan okulu ziyaret ettik. Minicik öğrenciler tam yemek molası vermişlerdi, yemek yiyişleri, gözlerindeki pırıltılar, fotoğraf çektirmek için girdikleri yarışlar o kadar güzeldi ki… Ne yapacağımı şaşırdım. 🙂

gana-32

Yeni erzak paketleriyle birlikte bir başka köye doğru yola çıktık. Tam 100KM mesafede bulunan Kul’kpini köyüne 2 saatte vardık. Çünkü yollar çok bozuk. Giderken bir yerde polisler tarafından durdurulduk ve bagajlarımızı kontrol ettiler. Erzak paketleri olduğunu görünce paketlerden birini sadaka vermemizi istediler. Paketi alınca da “Allah bless you” diyerek büyük bir sevinçle bizi gönderdiler.

Gittiğimiz köydeki Müslümanlar bizi camide bekliyordu. Oradaki cami henüz daha yeni yapılmıştı ve 6.000 dolara mâl olmuştu. Bir nevi camiyi de görmek için gitmiştik. İkindi namazını orada halkla beraber kıldık. Biraz sohbet etti Harun Ceylan ağabey. Oradaki gençlerden de sorusu olanlar var mı diye sordu. Bir tane soru geldi sadece: Bu köydeki gençlerden bazıları sonradan Müslüman olmuşlar. Dolayısıyla sünnetli değiller. Bu şekilde namaz kılıp kılamayacaklarını merak etmişler. Bu durumu çözebilmek adına sünnet imkanı olup olmadığını sorduk. Yakınlardaki bir doktor sünnet yapıyormuş. İnşallah Harun Ceylan ağabey imkan bulabilirse bu problemi çözmeye çalışacak.

gana-31

Erzakları dağıttıktan sonra tekrar Tamale’ye doğru yola çıktık. Dönüşte polislerin olduğu noktadan geçerken bizi hiç durdurmadan el sallayarak uğurladılar. :))

Tamale’ye geldikten sonra yanımıza su alıp tekrar yola çıktık. Daha yakın bir köyde iftar organizasyonu vardı. İftar vakti o köye yetiştik, halk caminin hemen yanında oturmuş oruç açmaya hazırlanıyordu. Biz de su ve muz ile orucumuzu orada açtık. Ayrıca yerel bir bitkisel içecek olan bitkisel karışımdan tattık fakat pek bize göre değildi.

gana-33

Nihayetinde tekrar Esra Vakfı’nın merkezine döndük. Biraz meyve yedikten sonra dinlenmek üzere Ganalı arkadaşlarımızdan ayrıldık. Yaklaşık 10 saatimiz yollarda geçmişti, toz toprak içinde inanılmaz yorulduk. Güneşten kollarımız kavruldu fakat inanın gittiğimiz köylerdeki insanların yüzlerinde bir tebessüme vesile olmak, her şeye değer…

Read more

Bu sabah Tamale’ye doğru yolculuğa çıktık. Akra’dan buraya VIP otobüsleriyle gelişimiz iyiydi fakat aynı şeyi Tamale yolculuğu için söylemek mümkün değil. Otobüs hiçbir şekilde temizlenmeyen, yanlardaki camları açılabilen, klimayı geçtik havalandırması bile olmayan, nasıl çalıştığına hayret ettiğimiz bir külüstürdü. :))

6 saati geçen yolculuğumuz boyunca iki büklüm bir halde Afrika güneşinin altında tabiri caizse kavrulduk. Üstüne bir de ne olduğunu bir türlü çözemediğimiz acayip Gana filmlerini son ses dinlemek durumunda kaldık. Bu yorucu yolculuk boyunca gördüğümüz tek şey ise alabildiğine yeşillikti. Gana baştan sona yemyeşil ve dümdüz bir ülke. Bir de ağaç boyundaki karınca yuvaları dikkatimizi çekti. O kadar sağlam yapıyorlarmış ki adeta kaya gibiymiş karınca yuvaları.

gana-27

Saat 09:00’da başlayan yolculuğumuz 15:00 civarı Tamale’de son buldu. Tamale Akra ve Kumasi’ye nazaran daha küçük bir şehir. Nüfusun %90’ı Müslüman. Burada bizi Nezir ve Abdurrahman ismindeki abiler karşıladılar. Biraz dinlendikten sonra tekrar yola çıktık. İftar organizasyonuna katılmak üzere elektriği olmayan Zoogbanglanyılı köyüne gittik. Oraya varmamızla birlikte sofralar hazırlandı, ikramlar yerleştirildi. Bütün köylüler toplanmış bekliyorlardı. İftar saatinin gelmesiyle birlikte baktık kimse bir şey yemiyor, meğer bizim dua etmemizi bekliyorlarmış. Harun Ceylan ağabeyin duasıyla birlikte tüm köy iftarlarını yaptılar.

gana-26

İftarın ardından tekrar Tamale’ye geldik. Abdurrahman ağabey bize karpuz ikram etti. Her ne kadar Adana karpuzunun yeri başka olsa da Gana’nın karpuzları da çok lezzetli. 🙂

Daha sonra vedalaşıp ayrıldık ve sabah tekrar yola çıkmak üzere sözleştik. Birkaç köyü ziyaret edeceğiz, bu sebeple dinlenmeye ihtiyacımız var. Günümüzün yarısını yollarda geçirerek altıncı günümüzü de böylece tamamlamış olduk.

Read more

Bu sabah sahurda çok şükür bir tane yıldız görebildik. Gana patatesi ve BİM peyniriyle sahurumuzu yaptık. Sabah da kalkıp dün geceden beri uyuyan çocukları uyandırmaya gittik. Bazıları uyanmıştı ve gördükleri gibi selam vermeye başladılar. Uyuyan çocuklardan birinin başına gidip uyandırdığımızda ise ilk anda bir şaşkınlık ve ardından gülümsemeyle karşılandık. Ganalılar hep çok sıcakkanlılar.

Daha sonra çocuklara yanımızda getirdiğimiz şişmemiş toplardan birini hediye ettik ve dışarı biraz gezmeye çıktık. İlk olarak kaldığımız yere yakın bir eve gittik. Harun Ceylan ağabey o evdeki hasta bir adama sürekli yardım yapıyormuş ve bu sefer de yine bir miktar para yardımı yapmak için evlerine girdik. Ufacık evin ufacık salonunda oturduk. Adam tüberküloz hastalığına yakalanmış ve yürüyemiyormuş. Ayaklarında şişlikler oluşmuş ve tedavi olması için binlerce dolar gerekiyor. Yürüyemediği için çalışamıyor, dolayısıyla evini de geçindiremiyor. Böyle zor bir durumu var.

gana-23

Oradan ayrıldıktan sonra Kumasi sokaklarında gezmeye çıktık. Her yer insan dolu gerçekten de. Çocukların sayısı yetişkinlerin kim bilir kaç katı. Yaklaşık 4KM kadar sokaklarda gezdik. Bir ara Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’nın desteklediği buradaki yerel vakıfın okullarından birinin önünden geçerken girelim ve bir bakalım dedik. Top hediye ettiğimiz çocuklar çoktan şişirmişler ve oynamaya başlamışlar. Beni görünce koşup yanıma geldiler, beraber fotoğraf çekindik. Çok sevimli ve sıcakkanlılar.

gana-24

Kaldığımız apartmana döndükten sonra su kuyusu açılışına gitmek üzere hazırlandık ve yola çıktık. Gideceğimiz yerde dağıtmak üzere bazı erzaklar almamız gerekiyordu. Bizi götüren arkadaş erzak alabileceğimiz bir yere bizi bırakıp gitti, biraz işi varmış. 20 koli erzak hazırlattık ve yakınlardaki mescide geçtik. Baya bir zaman orada beklemek durumunda kaldık zira beraber gideceğimiz arkadaş bir türlü gelmedi. Daha önceden de tecrübe ettiğimiz gibi buralarda beklemek oldukça doğal. 🙂

Nihayet bize refakat edecek, kuyunun olduğu köyden bir Ganalı arkadaş geldi ve yola koyulduk. Kumasi’nin dışındaki bir bölgede bulunan köye uzunca bir süre sonra vardık. Kuyunun olduğu meydanda bir sürü köylü oturuyordu, bizi bekliyorlarmış. Hemen erzak kolilerini indirdik. Köyün hanımlarına kolileri dağıttık. Daha sonra dualarla birlikte kuyunun açılışını gerçekleştirdik. Bu kuyu Üsküdar İmam Hatip Ortaokulu adınaydı, Harun Ceylan ağabeyin öğrencileri para toplayıp bu kuyunun açılmasına vesile olmuşlar.

gana-21

Tekrar Kumasi’ye kaldığımız apartmana döndük. Hemen tekrar hazırlanıp iftara yetişmek üzere yola çıktık. Buradaki kreşlerden birinde iftar veriliyordu. Bir sürü çocuğun toplandığı bir sınıfa girdik. İlk olarak sadece su, karpuz ve hurma vardı. Buradaki usule göre önce bunlar yeniliyor ve oruç açılmış oluyor, daha sonra akşam namazına geçiliyor ve sonra tekrar ana yemeğe başlanıyor. Biz tam namaza geçecekken elektrikler kesildi. Karanlıkta namazı kıldık, tekrar yemek için aynı sınıfa döndük. Loş bir ışıkta, fener eşliğinde pilavımızı yedik. Çok güzel pilav yapıyorlar Gana’da fakat pilavın yanına koydukları soslu tavuk bayağı acıydı, pek yiyemedik. Ayrıca bize özel çatal vermişlerdi fakat çocukların çoğu yemeği elleriyle yediler. Afrika’da pilav elle yenirmiş. 🙂

gana-22

İftarın ardından kreşteki hanım öğretmenlere erzak paketleri dağıtımını gerçekleştirdik ve kaldığımız mahalleye geri döndük. Biraz uzak bir noktada inip eve kadar yürüdük. Yol üstünde mango ve muz aldık, ama mangolar çürük çıktı. :)) Sokaklar ise hep insan doluydu. Hava kararmasına rağmen herkes dışarda, sürekli bir hareketlilik halinde…

Ayrıca bugün hava çok daha berraktı, gökyüzünde birkaç tane yıldız görebildik. Afrika’da geceleri gökyüzünü seyre dalacağımı hayal etmiştim hep ama işte hayaller/gerçekler. 🙂 Gana’daki beşinci günümüz de böylece bitti…

Read more