akra

Bugün Gana’daki son günümüz. Sabahleyin eşyalarımızı toparlayıp çantalarımızı hazırladık. Son kez HUDAI web sitesiyle ilgili eksikleri gözden geçirip Harun Ceylan ağabeye siteyi nasıl yöneteceğini gösterdik. Öğle namazının ardından ise İSAR’dan gelen arkadaşlara alışveriş merkezlerini göstermek ve biraz Akra’yı gezmiş olmak için yola çıktık.

gana-58

İlk olarak Akra’nın kapalı çarşısı diyebileceğimiz bir bölgeye gittik. Bir sürü hediyelik eşya, kıyafet ve deri ürünler vardı. Ekibimizdeki arkadaşlardan bir kısmı hediyelikler aldılar. Daha sonra bağımsızlık meydanına geçtik. Orada hatıra fotoğrafı çektirdik. Ardından alışveriş merkezine giderek kendimize iftarlık kek aldık. Tekrar camiye dönüp eşyalarımızı toparladık ve havalimanına geldik.

gana-59

gana-60

Sorunsuz bir şekilde kontrollerden geçtikten sonra bir süre kapının açılmasını bekledik. Şu anda uçaktayız. Saat 19:45’te uçağımız Akra’dan havalanacak inşallah, İstanbul’da yerel saat ile 05:30 civarı olacağımızı tahmin ediyoruz. Gana serüvenimiz böylece nihayete eriyor, heybemizde güzel hatıralar ve çokça selamlarla Türkiye’ye geliyoruz Allah’ın izniyle.

Selam ve dua ile….

Read more

Bugün sabah erkenden Gana’nın batısında bulunan Cape Coast’a gitmek için yola çıktık. İSAR’dan gelen arkadaşlarla birlikte bir de Ganalı Zülkarneyn ağabey bize eşlik etti. 10 kişi, yaklaşık 4 saat süren bir yolculuğun ardından yağmur ormanlarına ulaştık. Yolculuğumuz oldukça hareketli geçti. Afrika’nın bol çukurlu ve tümsekli yollarında aracımız uçarak ilerlerken biz de içeride havaya uçup durduk. 🙂

gana-52

Zorlu yolculuğun ardından yağmur ormanına araçla giriş için kişi başı önce 2GHc ödedik. Daha sonra bireysel giriş için bilet aldık ve kişi başı 30GHc para verdik. Gana vatandaşı olsaydık sadece 8GHc ödeyecektik. Biletleri aldıktan sonra kapıdan geçmeden önce tur rehberimizi verdik. Bizim ekibi Amerikalı bir ekiple birleştirdiler. Tur rehberimizin öncülüğünde ormana daldık.

İlk olarak zorlu taş basamakları tırmanarak iyice yükseklere doğru çıktık. Bir noktada rehberimiz 1 dk mola verdi. O sırada Amerikalılar arasından bir teyzeyi kaybettik, kendisi daha ileriye gitmek için takat bulamamış. Biraz dinlendikten sonra tırmanışımıza devam ettik. Düzlük bir yere çıkınca fotoğraflar çekmeye başladık. İSAR ekibinden bir arkadaş topluca fotoğraf çekerken Amerikalı bir abi gelip arkadaşın yanına durdu. Meğer fotoğraf çekmek için arkadaştan telefonu istemeye gelmiş, o arkadaş da dahil olarak hepimizi çekecekmiş. Bizimki olayı yanlış anlayıp selfie moduna geçip Amerikalıyla fotoğraf çekince herkes baya bir neşelendi. 🙂

gana-53

Sonra tur rehberimiz birkaç defa dikkatimizi ona yoğunlaştırmamızı söyleyince herkes sustu, rehber anlatmaya başladı. Orman hakkında genel bilgiler, sunulan imkanlardan vb. bahsetti. Bu ormanda bulunan hayvanları saydı. Maymunlar, leoparlar, orman filleri, kuşlar, böcekler, ağaçlar, çiçekler… Bir sürü şey saydı İngilizce olarak. Ama kelebekten başka hayvan göremedik malesef çünkü çoğu hayvan geceleri avlanmak için ormana çıkıyormuş.

Daha sonra Canopy Tour adındaki yapacağımız yürüyüşü anlattı. Kanadalılarla ortak olarak inşa ettikleri platformun güvenli olduğundan, korkup da bağırıp çağırmamamız gerektiğinden bahsetti.

gana-54

Bir süre yürüdükten sonra Canopy Tour alanına vardık. Yüksek yüksek ağaçlara halatlarla bir kişinin sığabileceği genişlikte asma köprüler yapmışlar. Altınızda ağaçlar, ormanın doyumsuz manzarasıyla adrenalin dolu bir yürüyüş yapabiliyorsunuz burada. İlk olarak kısa bir köprüden geçince heyecanına yenik düşenler ve bir an önce toprağa ayak basmak isteyenler için soldan ikinci bir köprüyle çıkış yapılabiliyor. Yok eğer devam etmek ve tüm köprülerden geçmek istiyorsanız sağ taraftaki köprüden tura devam ediyorsunuz, çok çok yükseklerden tabi.

Biz doğal olarak sağdan devam edip tüm köprülerden geçtik. Köprüler ağırlığımızdan ötürü sağa sola sallanıyor, bazen ayağımızı bastığımız tahtalar gıcırdıyor, derken birisi hızlıca hareket ediyor ve köprü sağa sola savruluyor… Her defasında da müthiş bir adrenalin yaşanıyor. 🙂 Gana’ya gelen herkese bu köprülerden geçmelerimi tavsiye ederiz.

Asma köprüleri geçtikten sonra tekrar toprağa ayak bastık. Geldiğimiz yolu tekrar yürüdükten sonra dönüş için yola koyulduk. Yine çukurlu ve tümsekli yollardan geçerek yol üstündeki bir camide durduk. Cuma namazı için camiye girdiğimizde hutbe okunmaya başladı. Yerel dilde okunan hutbenin çoğunu anlamasak da bir şeyleri anlayabildik. Hoca 25 dakika kadar Ramazan ayının faziletinden, Kadir gecesini tek günlerde aramamız gerektiğinden bahsetti. Bizim hutbeden anladığımız bu oldu. 🙂

gana-55

Cuma’nın ardından Cape Coast’a bulunan Elmina Kalesi’ne gittik. Atlantik Okyanusu’na inip çoraplarımızı çıkardık ve okyanus suyunda biraz yürüdük. Hayatımızda ilk kez okyanus görüyorduk. Uçsuz bucaksız ve oldukça dalgalıydı. Üstelik dalgalar geldikten sonra su geri çekilirken kum okyanusa doğru çöküyor ve üzerinde bulunanı da kendine doğru çekiyordu Atlantik Okyanusu…

Hemen kıyıda bulunan Elmina Kalesi ise müze olarak ziyarete açıktı. Bu kale zamanında Portekizliler tarafından yapılmış, daha sonra Hollandalılar tarafından ele geçirilmiş ve en son İngilizler tarafından bölgeyi kontrol etmek için kullanılmış. Kale üstünde o zamanlarda kullanılan toplar hâlen duruyordu. Elmina Kalesi uzunca bir süre Atlantik Köle Ticareti için önemli bir durak noktası olmuş. Tipik bir sömürgeci kalesiydi ve elbette kölelerin doldurulduğu hücreler bulunuyor. Buralarda köleleri götürmek için bekletmişler, kaçmaya çalışanları kimi zaman zindana, kimi zaman da ölüm zindanına atmışlar. Ölüm zindanı bir kere girdikten sonra çıkışı olmayan, hava girişi bile çok zor olan bir zindanmış.

gana-56

Cape Coast’tan ayrılmadan yakınlardaki başka bir sahile gidelim dedik fakat iftara yetişmek için hızlıca yola çıkıp son sürat Akra’ya doğru seyahate başladık. Yine saatler süren yolculuğun ardından tabii ki iftara yetişemedik. Cuma günü olması sebebiyle çok trafik vardı, tek şeritli yolun trafiği de bitmek bilmiyordu. Ara yollardan gidelim derken şöförümüz öyle bir yere geldi ki çukuru geçebilmek için hepimizin arabadan inmesi gerekti. Yol üstünde ikindi namazını kılmak için bir camide durduk, abdest almak içinse caminin önünde bulunan bir havuzdan yağmur suyuyla abdest aldık. Çünkü burada kuyu açma imkanı olmayan yerlerde su bu şekilde sağlanıyor. Binaların çatılarından akan yağmur suyu biriktiriliyor ve sonra bu şekilde kullanılabiliyor. İftar vakti biz daha şehre girmeden girdiği için yol üstünde aldığımız karpuzu kesip arabada yedik. :))

Yatsı vaktine doğru camiye geldiğimizde hemen yemeğe oturduk. Ganalı aşçımız sağolsun makarna ve balık hazırlamış, güzelce iftarımızı yaptık.

Teravihin ardından yine çay eşliğinde muhabbet ettik. Yorucu bir günün ardından hemen uykuya geçtik. Günler su gibi akıp geçmişti ve Gana’daki son iftarımızı yapmıştık. Bir sonraki iftarımızı muhtemelen dönüş uçağını beklerken veya uçakta açacağız…

Read more

Tekrar Akra’dayız. 🙂

Bugün genel olarak camideydik. Harun Ceylan ağabey ile muhabbet ederken web sitesi işlerine dair kısa bir konuşma geçti aramızda. Site kurmanın sürekli yaptığımız bir iş olduğunu söylediğimizde HUDAI için bir site yapsak dedik ve yapmaya koyulduk. Fatih sağolsun hızlıca halletti, yavaş yavaş içerikleri tamamlamaya çalışıyoruz. Adres şöyle: hudaighana.com

gana-43

Daha sonra öğrenci evi arayışına çıktık. Yakınlarda bir muhitte buradaki vakfa bağlı 25-30 öğrencinin barınacağı apartman şeklinde kiralanabilecek yerlere bakmaya gittik. İlk gittiğimiz yer oldukça bakımsız, depo gibi kullanılan bir yerdi. İkinci bina ise gereğinden fazla büyük bir binaydı. Daha sonra üçüncü bir binaya bakmaya gittik. O binanın sahibi Amerika’daymış, onun yerine emlakçı bize evi göstermeye gelecekmiş. Binanın önünde güneşin altında, mis(!) gibi Akra kokusunu içimize çekerek emlakçıyı beklemeye başladık. Bir süre bekledikten sonra emlakçı geldi, yolda birisyle muhabbet etmeye başladı. Biz güneşin altında pişerken, emlakçı hiç oralı olmayıp muhabbetine devam etti.

gana-46

Sonra gelip ne dese beğenirsiniz, bu bina kiralık değil satılık. Sahibi satmak istiyormuş. :)) Bizi oraya kadar getiriyor ve bunu söylüyor. Baştan dese biz de uğraşmayacağız. :)) Afrika’da işler böyle. Bize refakat eden Ganalı Ali Osman ağabey de “Afrika’da böyle oluyor, kusura bakmayın” diyerek üzüntüsünü belirtti. Evet, bize çok garip ve anormal gelen durumlar burada doğal bir şekilde yaşanıyor. 🙂

gana-45

Emlakçı elinde yeni yapılmış bir bina olduğunu ve gösterebileceğini söyleyince oraya gittik. Sıfır ve çok güzel bir binaydı. Beğendik ve düşüneceğimizi söyleyerek oradan ayrıldık. Sonrasında tekrar caminin oraya döndük. Fatih HUDAI’nin web sitesini yapmaya devam etti. İftara kadar onunla ilgilendik. İftar için ise Yusuf Kılıçtaş Ağabey buradaki bir Türk restoranına gitmeyi teklif etti. Türk yemekleriyle iftarımızı yaptık.

İftardan sonra her zamanki gibi teravih namazına geçtik ve ardından çay eşliğinde muhabbet ettik, Yusuf ve Harun ağabeyle birlikte uzunca tatlı bir sohbet oldu. 🙂 Bugünü de böylece tamamladık.

Read more