7. Gün / Tamale’nin Köyleri

Bugün sahurumuz diğer günlere nazaran biraz daha zorluydu. Türkiye’den getirdiğimiz gıdalar olmasa sadece su ile sahur yapacaktık. İyi ki yanımıza hazır çorba, peynir ve konserve almışız diye şükrettik. Zira bugün Tamela’nın köylerini ziyaret edeceğiz.

Sabah saat 09:00da yola koyulduk. Bize eşlik eden Gana’lı arkadaşlara göre yakın bir köye gittik. Ancak git git bitmiyor burada yollar. İlk olarak Mogla köyünü ziyaret ettik. Köydeki müslümanlara erzak dağıtımı gerçekleştirdik. Çocuklara GENÇ balonları şişirip hediye ettik. Nasıl sevindiler anlatamam, zaten anlatılmaz yaşanır. 🙂

gana-29

Daha sonra Tamale’nin bir diğer ucundaki köye tozlu toprak yollardan geçerek, çukurlara girip çıkarak ulaştık. Yol boyunca her yerde keçi vardı. Harun Ceylan ağabey tam ‘burada sıcağa dayanıklı olduğundan hep keçi besliyorlar herhalde, koyun çok yok’ dediği sırada karşımıza koyun sürüsü çıktı. :))

gana-30

Lemo köyünde de Müslüman kardeşlerimize erzak dağıttık, dağıttığımız erzak ise pirinç, yağ, çay, şeker, süt ve konserve balıktan ibaret. Bu köyde çok fazla çocuk vardı. Fatih Çal şeker dağıtmaya çalışırken izdiham yaşandı. Şekerle, balonlar kapış kapış gitti resmen. 🙂 Erzak dağıtımının ardından köylülere hitaben Harun Ceylan ağabey kısa bir konuşma yaptı. Neden burada olduğumuzu, niye ülkemizden kalkıp buralara kadar geldiğimizi, kardeş olduğumuzu anlattı. Daha sonra çocuklardan Fatiha Suresi’ni dinledik.

Lemo köyünden ayrılacakken etrafın genel bir fotoğrafını çekeyim dedim. Bir de baktım ki keçinin biri bize doğru hareketsiz bakıyor. Hemen Ganalı Abdurrahman’a sordum “bu niye bize bakıyor” diye. Abdurrahman espriden iyi anlayan bir Ganian, “ilk kez sizin gibi beyaz görüyor o yüzden çok şaşkın” diye cevap verdi. :))

Daha sonra Esra Vakfı’nın merkezine, Tamale’ye döndük. Burada aracımıza yeni erzak poşetleri yüklendi. O sırada vakfın hemen yanında bulunan okulu ziyaret ettik. Minicik öğrenciler tam yemek molası vermişlerdi, yemek yiyişleri, gözlerindeki pırıltılar, fotoğraf çektirmek için girdikleri yarışlar o kadar güzeldi ki… Ne yapacağımı şaşırdım. 🙂

gana-32

Yeni erzak paketleriyle birlikte bir başka köye doğru yola çıktık. Tam 100KM mesafede bulunan Kul’kpini köyüne 2 saatte vardık. Çünkü yollar çok bozuk. Giderken bir yerde polisler tarafından durdurulduk ve bagajlarımızı kontrol ettiler. Erzak paketleri olduğunu görünce paketlerden birini sadaka vermemizi istediler. Paketi alınca da “Allah bless you” diyerek büyük bir sevinçle bizi gönderdiler.

Gittiğimiz köydeki Müslümanlar bizi camide bekliyordu. Oradaki cami henüz daha yeni yapılmıştı ve 6.000 dolara mâl olmuştu. Bir nevi camiyi de görmek için gitmiştik. İkindi namazını orada halkla beraber kıldık. Biraz sohbet etti Harun Ceylan ağabey. Oradaki gençlerden de sorusu olanlar var mı diye sordu. Bir tane soru geldi sadece: Bu köydeki gençlerden bazıları sonradan Müslüman olmuşlar. Dolayısıyla sünnetli değiller. Bu şekilde namaz kılıp kılamayacaklarını merak etmişler. Bu durumu çözebilmek adına sünnet imkanı olup olmadığını sorduk. Yakınlardaki bir doktor sünnet yapıyormuş. İnşallah Harun Ceylan ağabey imkan bulabilirse bu problemi çözmeye çalışacak.

gana-31

Erzakları dağıttıktan sonra tekrar Tamale’ye doğru yola çıktık. Dönüşte polislerin olduğu noktadan geçerken bizi hiç durdurmadan el sallayarak uğurladılar. :))

Tamale’ye geldikten sonra yanımıza su alıp tekrar yola çıktık. Daha yakın bir köyde iftar organizasyonu vardı. İftar vakti o köye yetiştik, halk caminin hemen yanında oturmuş oruç açmaya hazırlanıyordu. Biz de su ve muz ile orucumuzu orada açtık. Ayrıca yerel bir bitkisel içecek olan bitkisel karışımdan tattık fakat pek bize göre değildi.

gana-33

Nihayetinde tekrar Esra Vakfı’nın merkezine döndük. Biraz meyve yedikten sonra dinlenmek üzere Ganalı arkadaşlarımızdan ayrıldık. Yaklaşık 10 saatimiz yollarda geçmişti, toz toprak içinde inanılmaz yorulduk. Güneşten kollarımız kavruldu fakat inanın gittiğimiz köylerdeki insanların yüzlerinde bir tebessüme vesile olmak, her şeye değer…

Comments are closed.