3. Gün / Kuyu Açılışı ve İftar

Bugün Akra’ya 1 saat mesafede bulunan bir köye su kuyusu açılışına gittik. Yolculuğumuz boyunca genel olarak başkenti gözlemleme fırsatımız oldu. Öncelikle şoförümüz Zülkarneyn’in hız tutkusundan bahsetmek istiyorum. Tabiri caizse arabayı uçak gibi sürüyor. Attığı makaslar falan sanırsınız bir Türk sürüyor. Acaba Türkiye’de mi öğrendi böyle araba sürmeyi diye düşünmeden edemedik. :))

Gana’da trafik bizi oldukça şaşırttı. Trafik sıkışıklığı ayrıca ele alınması gereken bir konu fakat temel manada trafik kavramı neredeyse hiç yok. Motorsikletlerin nereden gittikleri belli değil. Kamyonlar en sol şeritten tın tın gidiyorlar. Bir anda önünüze yan şeritten araba direksiyon kırabiliyor. Ya da yan yoldan caddeye çıkan bir araç en sağ şeride girmesi gerekirken doğrudan en sola geçiyor. Tam bir karmaşa yaşanıyor yani. Neyse ki sağ salim Zülkarneyn bizi götürüp getirdi.

gana-12

Akra Gana’nın başkenti olmasına rağmen bizce çok yoksul bir şehir. Her taraf harabe gibi evlerle veya barakalarla dolu genelde. Bunun yanı sıra bir sürü insan var. Trafik ışıkları satıcı dolu. Her çeşitten satın alabileceğiniz bir sürü ürüne Gana yollarında rastlayabilirsiniz.

Büyük caddeler asfalt yollardan oluşsa da Akra’da kalan yollar hep toprak. Kuyu açılışına gittiğimiz Dar’ul Tuba köyünün yolu da o kadar bozuktu ki ‘yol medeniyetmiş’ demeden edemedik. Yağan yağmur sebebiyle her taraf çamur ve çukurdan ibaretti.

gana-13

Kuyu açılışı için köylüler toplandılar ve dua ettik hep beraber. Mutlulukları gerçekten görülmeye değerdi. Hem Müslüman hem de Hristiyan insanlar birlikte istifade edeceklerdi kuyudan. Hristiyan olanlardan bazıları kuyunun suyundan içtiler ve çok güzel olduğunu söylediler. Köyden ayrılmadan evvel orada bulunan çocuklara şeker, balon ve çikolata dağıttık. Tabii bir anda izdiham oluştu, sırtındaki çocuğuna almak için koşa koşa gelenler oldu. Bu şekilde hediyelerimizi dağıtıp köyden ayrıldık.

gana-16

Yolculuğumuz boyunca hava hep yağmurluydu. Akra okyanus kenarında olduğu ve şu sıralar yağmur mevsimi olduğu için sık sık yağmur yağıyor ve bu yüzden hava hep serin. Hatta bazen öyle bir yağıyormuş ki bardaktan boşanırcasına saatler boyu devam ediyormuş. Biz henüz öyle bir yağmura rastlamadık.

Kuyu açılışından döndükten sonra biraz dinlenmek üzere camiye yakın bir yerde bulunan Darül Erkam ismindeki vakıf merkezine gittik. Orada bir kreş bulunuyormuş. Biz gittiğimizde çocuklar pilav yiyorlardı. Oruçtan mıdır nedir bilemiyoruz fakat pilav çok güzel kokuyordu. :)) Çocuklar bizi görünce bir süre donup kaldılar, yemeği falan unuttular. Onlara da balon dağıttık ve yanlarından ayrıldık.

gana-15

Daha sonra tekrar camiye döndük ve Yusuf Kılıçtaş Ağabeyin öncülüğünde iftar yemeği için yola koyulduk. Gana’da çok fazla araba var, özellikle başkentte iş çıkışı yoğun trafik oluyor. Bir süre trafikle mücadele ettikten sonra iftar için davetli olduğumuz yere vardık: DNR. Burası Gana’nın ilk Türk lokantası, döner ve kebap çeşitleri yapıyorlar. Akra’da yaşayan Türklerle beraber akşam iftarımızı burada yaptık. Gana’ya geldik de döner yemedik demeyiz artık. :))

gana-14

İftarın ardından camiye tekrar döndük ve teravih namazını kılarken şiddetli yağmur yağmaya başladı. Nihayet meşhur Gana yağmurunu görmüş olduk. 🙂 Fakat Akra hem puslu bir şehir olduğundan hem de çoğu zaman hava bulutlu olduğundan buraya geldiğimizden beri gökyüzünde daha bir tane bile yıldız göremedik…

Yine çay ve Halley eşliğinde muhabbet ederek geceyi tamamladık ve üçüncü günümüz de böylece bitti…

Comments are closed.