2. Gün / Akra’dayız

Bugün Gana’daki ilk günümüz. Sabah ilk olarak buradaki HUDAI vakfının sorumlusu Yusuf Kılıçtaş ağabey ve Harun Ceylan ağabeylerle sohbet ettik. Biraz Türkiye’den biraz Gana’dan muhabbet açıldıkça açıldı. Buradaki geçireceğimiz günler için, nerelere ne zaman  gideceğimize dair planlama gerçekleştirdik ve yanımızda getirdiğimiz dövizleri bozdurduk. Daha sonra Akra Millet Camii’nin inşaatını gezdik.

gana-5
Caminin kaba inşaatı büyük çoğunlukla tamamlanmış. Şu anda mermer, kurşun kaplamaların tamamlanması, ince işçilik olan işlemlerin yapılması bekleniyor. Yıl sonuna caminin bitirilmesi hedefleniyor. Kapalı alanda 5.000 kişinin, açık alan dahil 15.000 kişinin namaz kılabileceği bir alan oluşturulacak. Caminin kaba inşaatını gezdikten sonra Fatih Çal ile beraber minareye çıktık. Oruç halimizle çıkış oldukça yorucuydu, ancak tepeden Akra şehrini gözlemleme şansımız oldu.

Camiyi gezdikten sonra internet bağlantısına sürekli erişim için Vodafone hat satın aldık ve 1,5GBlık internet aldık. 26 Gana Cedisine bu paketi alabiliyorsunuz. TL olarak 20 liraya tekabül ediyor. Sonra da birazcık cami çevresindeki mahallelerde gezmeye çıktık.

Caminin kuzeybatı tarafındaki mahallede çoğunlukla Müslümanlar varmış. Kalan yerlerde genelde Hristiyanlar yaşıyor. Ramazan olduğu için herhalde dışarda çok fazla Müslümana rastlamadık ama gördüklerimiz de selam verdiler. Hristiyan çocuklar ise ‘obroni’ diyerek bize laf attılar. Yani beyaz adam.

gana-8

Kısa gezintimizin ardından camiye geri döndük. İkindi namazını kıldıktan sonra burada çalışan Ganalı işçilere erzak poşetleri dağıttık. Hemen ardından akşam verilecek 100 kişilik iftar için hazırlıklara başladık. İlk olarak sofraya suları yerleştirdik. İlginç bir şekilde poşetin içinde su var burada. İçme yeri yok ve bildiğimiz buzdolabı poşetine paketlemişler. Suların yanına muz ve bir tane lokum koyduk. Lokumlar için Furkan Küçük’e teşekkürler. 🙂 Ayrıca ufak kola, portakal suyu, ananas suyu, hindistan cevizi suyu, mavi sakız suyu gibi ilginç içecekler var.

gana-6

İftara yakın hazırlıklar tamamlanırken bir yandan da fotoğraflar çektik bol bol. Çocuklara eğitim veren hocalara da erzak poşetleri takdim edildi. Çocuklar fotoğraf çekerken çoğu zaman çekingen davranıyorlar, biraz utanıyorlar. Beyaz olmamız özellikle geri durmalarına sebep oluyor. Bu durumu bertaraf etmek adına fotoğrafını çektiğim çocuğun yanına gidip göstermeye başladım. Öyle olunca bir anda çocukların bir kısmı etrafıma toplandı ve fotoğraf çekmemi istemeye başladılar. Grup halinde, ikili olarak veya tek başına fotoğraf çektirme yarışına girdiler. O kadar neşeli bir halleri vardı ki ancak yaşayarak hissedilebilir. Hele ki Ganalı Osman abinin Rüveyda adındaki ufak kızı çok şekerdi. 🙂

gana-9

İftar menümüzde Gana üsülü mercimek çorbası, pirinç pilavı ve yine yerel yağlarla hazırlamış et yemeği vardı. Fatih Çal ve ben çok yemek seçen kişiler olmadığımız için silip süpürdük. Ayrıca üzüm hoşafı vardı ama yine Gana usulü. Bir de yoğurt benzeri bir şey vardı. Karşımda oturan Ganalı abiye yoğurt mu diye sordum. Evet yoğurt gibi ama pilav da var dedi. Yoğurtlu pilav yani. Olsa olsa bu sütlaçtır deyip ben yedim fakat Fatih Çal ne hoşaf içti ne sütlaç yedi. :))

gana-7
Yemeğin ardından teravihe başlamadan önce bir odamıza uğradık. Hemen çantamdan bir adet yer fıstıklı çikolata çıkarıp Fatih Çal’a göz kırptım. Afrika’da çikolatanın ne olduğu çok az biliniyor. İnsanlar yıllarca kakao toplayıcılığı yapıyorlar ama kakaonun ne işe yaradığını bilmiyorlar. Biz yanımızda çikolata getirmişiz iyi ki… Bu arada teravihi beklerken çay içmeye oturduk hep beraber. O sırada yanımızda getirdiğimiz BİM’in meşhur yağlı gevreğini meclisimizde bulunanlara ikram ettik. O anda herkes kendini bir anda Türkiye’deymiş gibi hissetti, zira Gana’da BİM yok… 🙂

Enerjimizi topladıktan sonra 8 rekat teravihle beraber namazımızı kıldık. Ardından çaya devam edip muhabbet ettik. Bizim ustalar Afrikalı işçilerden dert yanıyorlar. Maalesef sömürgecilerden kalma ilginç bir özellikleri var ki kendi başlarına inisiyatif alamıyorlar. En basit yapılacak işi dahi her defasında tane tane anlatmanız gerekiyor. Ayrıca şunu öğrendik ki Gana’da üretim hariç ticari faaliyet yürütmek istiyorsanız 1 milyon dolar sermaye koymanız şart…

Muhabbet esnasında aslen Nijeryalı Ömer ile sohbete daldık. Bana Türkiye’nin Almanya ile sınır olup olmadığını sordu. Harita üzerinde iyice açıklayarak cevapladım. Meğer buradakiler Almanya ile sınırımız olduğunu sanıyorlar ve Türkiye üzerinden Almanya’a kolayca geçildiğini sanıyorlarmış.

Saat ilerleyince vedalaşıp ayrıldık ve yorgunluğun üzerine yatıp uyuduk. Kaldığımız odanın tüm camları açılmayacak şekilde kapatılmış. Yani sivrisineklere geçit yok hamdolsun. :)) İkinci günümüzü de böylece tamamladık…

Comments are closed.