11. Gün / Yağmur Ormanları ve Atlantik Okyanusu

Bugün sabah erkenden Gana’nın batısında bulunan Cape Coast’a gitmek için yola çıktık. İSAR’dan gelen arkadaşlarla birlikte bir de Ganalı Zülkarneyn ağabey bize eşlik etti. 10 kişi, yaklaşık 4 saat süren bir yolculuğun ardından yağmur ormanlarına ulaştık. Yolculuğumuz oldukça hareketli geçti. Afrika’nın bol çukurlu ve tümsekli yollarında aracımız uçarak ilerlerken biz de içeride havaya uçup durduk. 🙂

gana-52

Zorlu yolculuğun ardından yağmur ormanına araçla giriş için kişi başı önce 2GHc ödedik. Daha sonra bireysel giriş için bilet aldık ve kişi başı 30GHc para verdik. Gana vatandaşı olsaydık sadece 8GHc ödeyecektik. Biletleri aldıktan sonra kapıdan geçmeden önce tur rehberimizi verdik. Bizim ekibi Amerikalı bir ekiple birleştirdiler. Tur rehberimizin öncülüğünde ormana daldık.

İlk olarak zorlu taş basamakları tırmanarak iyice yükseklere doğru çıktık. Bir noktada rehberimiz 1 dk mola verdi. O sırada Amerikalılar arasından bir teyzeyi kaybettik, kendisi daha ileriye gitmek için takat bulamamış. Biraz dinlendikten sonra tırmanışımıza devam ettik. Düzlük bir yere çıkınca fotoğraflar çekmeye başladık. İSAR ekibinden bir arkadaş topluca fotoğraf çekerken Amerikalı bir abi gelip arkadaşın yanına durdu. Meğer fotoğraf çekmek için arkadaştan telefonu istemeye gelmiş, o arkadaş da dahil olarak hepimizi çekecekmiş. Bizimki olayı yanlış anlayıp selfie moduna geçip Amerikalıyla fotoğraf çekince herkes baya bir neşelendi. 🙂

gana-53

Sonra tur rehberimiz birkaç defa dikkatimizi ona yoğunlaştırmamızı söyleyince herkes sustu, rehber anlatmaya başladı. Orman hakkında genel bilgiler, sunulan imkanlardan vb. bahsetti. Bu ormanda bulunan hayvanları saydı. Maymunlar, leoparlar, orman filleri, kuşlar, böcekler, ağaçlar, çiçekler… Bir sürü şey saydı İngilizce olarak. Ama kelebekten başka hayvan göremedik malesef çünkü çoğu hayvan geceleri avlanmak için ormana çıkıyormuş.

Daha sonra Canopy Tour adındaki yapacağımız yürüyüşü anlattı. Kanadalılarla ortak olarak inşa ettikleri platformun güvenli olduğundan, korkup da bağırıp çağırmamamız gerektiğinden bahsetti.

gana-54

Bir süre yürüdükten sonra Canopy Tour alanına vardık. Yüksek yüksek ağaçlara halatlarla bir kişinin sığabileceği genişlikte asma köprüler yapmışlar. Altınızda ağaçlar, ormanın doyumsuz manzarasıyla adrenalin dolu bir yürüyüş yapabiliyorsunuz burada. İlk olarak kısa bir köprüden geçince heyecanına yenik düşenler ve bir an önce toprağa ayak basmak isteyenler için soldan ikinci bir köprüyle çıkış yapılabiliyor. Yok eğer devam etmek ve tüm köprülerden geçmek istiyorsanız sağ taraftaki köprüden tura devam ediyorsunuz, çok çok yükseklerden tabi.

Biz doğal olarak sağdan devam edip tüm köprülerden geçtik. Köprüler ağırlığımızdan ötürü sağa sola sallanıyor, bazen ayağımızı bastığımız tahtalar gıcırdıyor, derken birisi hızlıca hareket ediyor ve köprü sağa sola savruluyor… Her defasında da müthiş bir adrenalin yaşanıyor. 🙂 Gana’ya gelen herkese bu köprülerden geçmelerimi tavsiye ederiz.

Asma köprüleri geçtikten sonra tekrar toprağa ayak bastık. Geldiğimiz yolu tekrar yürüdükten sonra dönüş için yola koyulduk. Yine çukurlu ve tümsekli yollardan geçerek yol üstündeki bir camide durduk. Cuma namazı için camiye girdiğimizde hutbe okunmaya başladı. Yerel dilde okunan hutbenin çoğunu anlamasak da bir şeyleri anlayabildik. Hoca 25 dakika kadar Ramazan ayının faziletinden, Kadir gecesini tek günlerde aramamız gerektiğinden bahsetti. Bizim hutbeden anladığımız bu oldu. 🙂

gana-55

Cuma’nın ardından Cape Coast’a bulunan Elmina Kalesi’ne gittik. Atlantik Okyanusu’na inip çoraplarımızı çıkardık ve okyanus suyunda biraz yürüdük. Hayatımızda ilk kez okyanus görüyorduk. Uçsuz bucaksız ve oldukça dalgalıydı. Üstelik dalgalar geldikten sonra su geri çekilirken kum okyanusa doğru çöküyor ve üzerinde bulunanı da kendine doğru çekiyordu Atlantik Okyanusu…

Hemen kıyıda bulunan Elmina Kalesi ise müze olarak ziyarete açıktı. Bu kale zamanında Portekizliler tarafından yapılmış, daha sonra Hollandalılar tarafından ele geçirilmiş ve en son İngilizler tarafından bölgeyi kontrol etmek için kullanılmış. Kale üstünde o zamanlarda kullanılan toplar hâlen duruyordu. Elmina Kalesi uzunca bir süre Atlantik Köle Ticareti için önemli bir durak noktası olmuş. Tipik bir sömürgeci kalesiydi ve elbette kölelerin doldurulduğu hücreler bulunuyor. Buralarda köleleri götürmek için bekletmişler, kaçmaya çalışanları kimi zaman zindana, kimi zaman da ölüm zindanına atmışlar. Ölüm zindanı bir kere girdikten sonra çıkışı olmayan, hava girişi bile çok zor olan bir zindanmış.

gana-56

Cape Coast’tan ayrılmadan yakınlardaki başka bir sahile gidelim dedik fakat iftara yetişmek için hızlıca yola çıkıp son sürat Akra’ya doğru seyahate başladık. Yine saatler süren yolculuğun ardından tabii ki iftara yetişemedik. Cuma günü olması sebebiyle çok trafik vardı, tek şeritli yolun trafiği de bitmek bilmiyordu. Ara yollardan gidelim derken şöförümüz öyle bir yere geldi ki çukuru geçebilmek için hepimizin arabadan inmesi gerekti. Yol üstünde ikindi namazını kılmak için bir camide durduk, abdest almak içinse caminin önünde bulunan bir havuzdan yağmur suyuyla abdest aldık. Çünkü burada kuyu açma imkanı olmayan yerlerde su bu şekilde sağlanıyor. Binaların çatılarından akan yağmur suyu biriktiriliyor ve sonra bu şekilde kullanılabiliyor. İftar vakti biz daha şehre girmeden girdiği için yol üstünde aldığımız karpuzu kesip arabada yedik. :))

Yatsı vaktine doğru camiye geldiğimizde hemen yemeğe oturduk. Ganalı aşçımız sağolsun makarna ve balık hazırlamış, güzelce iftarımızı yaptık.

Teravihin ardından yine çay eşliğinde muhabbet ettik. Yorucu bir günün ardından hemen uykuya geçtik. Günler su gibi akıp geçmişti ve Gana’daki son iftarımızı yapmıştık. Bir sonraki iftarımızı muhtemelen dönüş uçağını beklerken veya uçakta açacağız…

Comments are closed.