1. Gün / Gana’ya Gidiş

14 Haziran 2016 günü İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Gana, Akra’ya doğru seyahate çıktık. Seyahat öncesindeki iki gün boyunca çeşitli hazırlıklar yaptık. Kişisel eşyalarımızı minimum tutarken orada hediye olarak verebileceğimiz çokça yük almaya gayret ettik.

Öncelikle elbette Gana hakkında ve genel olarak Afrika hakkında çeşitli malûmatlar elde etmeye çalıştık. 19. Yüzyıla kadar bağımsız bir ülke olan ve güçlü bir krallıkla yönetilen Gana, Avrupa devletleriyle gayet ciddi ticaret yapıyormuş. Daha sonra Gana’da altın rezervleri bol olduğu anlaşılınca Fransızlar Gana’daki etkinliğini artırmak istemiş fakat İngilizler bu duruma müsade etmeyip ülke topraklarına resmen el koymuşlar ve yıllarca sömürmüşler. Bu durumdan mütevellit Gana’da resmi dil İngilizce. Ayrıca nüfusun çoğunluğu da Hristiyan. Başkent Akra’da yaklaşık 4 milyon, ülke genelinde 27 milyon kişi yaşıyor resmi rakamlara göre.

Biz Gana’ya Ramazan ayı dolayısıyla çeşitli vakıf hizmetlerinde bulunmak için yola koyulduk. Başkent Akra’da HUDAI (Human Development Association International) isimli vakıf bünyesinde gönüllü faaliyetlerde bulunacağız.

Gana’ya gitmeden önce mutlaka sarı humma alışı yaptırılması daha sonra da vize almak gerekiyor. Gitmeden 10 gün evvel aşı yaptırdık ve sıtma için gerekli ilaçları temin ettik. Vize için İstanbul Florya’da yeni açılan konsolosluğa başvurduk. Normalde 5 iş günü süren vize alımını 2 günde tamamladık. Biz aldığımızda 1 kişi için en az 70€ vize ücreti isteniyordu. (Haziran 2016)

Vize ve uçak bileti işlemlerinin ardından hazırlıklara başladık. Gana’ya gidince niyetimiz mümkün olduğunca köylere gidip oradaki insanlara bir selam götürmek, onların derdiyle dertlenmekti. Bu sebeple yanımıza çok çeşitli malzemeler aldık. Futbol topu, balon, çikolata, şeker vb. gıda maddeleriyle alabildiğine çantalarımızı doldurduk. Yaklaşık 100 kilo yükle Gana’ya gidiyoruz.

Burada valizlerimizi havalimanına kadar götürmemize yardım eden Huzeyfe Kıvrak kardeşimize çok teşekkür ediyoruz. 🙂 Ayrıca bize ekstra 23 kilo valizini büyük bir neşe ile emanet edip yolcu eden Abdulmenaf’a THY adına teşekkür ediyor, Cuma günkü seyahati için hayırlı yolculuklar diliyoruz. :)) Abdulmenaf bizden 4 gün sonra Gana’ya gelecek inşallah fakat yükü ağır gelmiş, biz taşıyoruz.

gana-1

Havalimanında uzunca bir yürüyüşün ardından uçağa geçmek için servise bindiğimizde yaşlı bir amcaya yer verelim dedik. Fatih Çal kalkıp yerini vermek istediğinde adam oldukça şaşkın bir şekilde ‘Why?’ diye sordu. Güç bela amcayı oturtunca bana dönerek hayatında ilk kez böyle bir şey yaşadığını ve ailelerimizin muhtemelen çok iyi insanlar olduğunu söyledi. Ben bunun çok normal olduğunu, her zaman böyle yaptığımızı yani yaşlı insanlara öncelik verdiğimizi belirttim ve aynı zamanda bize bunu öğreten dinimiz, ailelerimiz olduğu için Allah’a hamd ettim.

Havalimanı oldukça yoğun olduğundan uçağa bindikten sonra yarım saat kadar turlayıp anca yolculuğa başlayabildik. Türk Hava Yolları TK0629 sayılı seferdeyiz ve şu anda Libya kıyılarının üzerinden geçiyoruz. Yolculuğumuz toplam 5.000km yaklaşık 6,5 saat sürüyor. Zaman farkından ötürü Türkiye saati ile 21.30 civarı Gana’da olacağız fakat orada saat 18.30 olacak.

Yolculuğumuz THY kalitesinde oldukça keyifli geçiyor. Normalde 10C ve 10D koltuklarını almıştık. Fakat tam bizim yanımızdan geçerken hostesler Fatih’in üstüne içecek döktüler, hem de alkollü. :)) O yüzden yerlerimizi değiştirdik, sanki daha rahat bir koltuğa geçtik gibi. Fatih şimdi yanımda Pixels isimli filmi izliyor, çok sevmiş. 🙂

6,5 saatlik yolculuğumuzun ardından sağ salim Gana’ya ulaştık. Uçaktan inerken ilk hissettiğimiz oldukça boğucu nem oldu. Akra gerçekten de çok nemli bir şehirmiş… Havalimanına daha ilk girer girmez fotoğraf çekip belgelerimizi kontrol ettiler. Fatih kolayca geçip gitti, beni ise beklettiler. Belgeler eksik falan diyerek niyetlerini belli ettiler. Ben anlamamazlıktan geldiysem de beni bir odaya götürdüler ve direk sordular: Ne kadar vereceksin? Maalesef cebimdeki en düşük para 20 dolar olduğu için vermek durumunda kaldım. Öyle girebildim havalimanına.

Pasaport kontrollerinin ardından bagajları alıp çıktık. Meğer ilk girişte Fatih pasaportu gösterirken yanlışlıkla 20 dolar da çıkarmış. Adam istemeye yeltenmiş fakat Fatih geri cebine koymuş. 20 doları görünce görevlilerin herhalde aklı başından gitmiş ve Fatih’i öylece geçirmişler.

Gayet keyifle çıkışa ilerlerken bir de ne görelim, son geçiş noktasında görevliler bagaj kontrol yapıyorlar. Bizim denk geldiğimiz eleman tuttu Abdulmenaf’ın çantasına bakası geldi, bir açtık ki etiketleri üzerinde duran sıfır kıyafetler var. Adam tutturdu vergi vereceksiniz diye. Ne kadar dedik, 20 dolar. Yani bir havalimanının içinden 40 dolara geçebildik.

Dışarı çıkınca şükür diyerek bizi karşılayacak arkadaşı ararken bir de baktık arkadaş bizi buldu. Hemen sarıldık ve arabaya bindik. Doğruca Akra Millet Camii’ne doğru yol aldık.

gana-2

Caminin kaba inşaatı bir hayli tamamlanmış. Çok geniş bir arazisi var. İlk olarak camiye bağlı bir misafirhaneye yerleştik. Daha sonra da buradaki çalışmayı yürüten abilerle buluştuk, çay içip muhabbet ettik. Oldukça neşeli bir ortam var. Üstelik etrafta bir sürü kedi geziniyor. Kurbağalar vıraklarken cırcır böcekleri durmadan türkü söylüyor. Odanın ışığını kapatırsak zifiri karanlıktan başka bir şey göremiyoruz. Ayrıca Afrika’nın bir ucunda da olsak Genç Radyo dinliyoruz. 😉 www.radyogenc.net

img_4733

Çoraplarımızı giydik, sinek kovucu spreylerimizi sıktık. Şimdi biraz dinleneceğiz. Bugünü böylece tamamladık.

Comments are closed.